Erotik Şiirler
Beş Oda, Beş Gece: Tenin Ezberlediği Şiirler
Beş şehir, beş oda, beş gece: izinle başlayan dokunuşları, bekleyişi ve sabahı anlatan kısa bir erotik şiir seçkisi.
Beş erotik şiir, beş oda, beş gece. Söylenmeden önce bekleyen kelimeler için küçük bir seçki.
Moda’da Dördüncü Kat
Kapının önünde bir anahtar gibi durdum,
sen içeride çayı demlerken.
Merdivenlerde ıhlamur kokusu,
avucumda adının ilk hecesi.
“Gir,” dedin, ve o tek kelimede
bütün bir yazın sıcaklığı vardı,
bütün bir kışın bekleyişi.
Ceketimi astığın çiviye
utancımı da astım.
Perdeyi çekmedik.
Bırak, dedin, ay görsün,
görsün de kıskansın;
ve ay, bütün gece balkonda
bir kedi gibi bekledi.
İzin
Önce sordun,
bileğime dokunmadan önce,
sanki bir kapının tokmağına değil
bir kuşun kanadına uzanır gibi.
“Olur mu?” dedin.
Ben de bir nefes kadar sustum,
o susuşun içinde
bin kere evet dedim.
Sonra ellerin geldi,
yavaş, ezberlemeye niyetli,
omzumdan ensemin çukuruna,
orada bir şiir yarım kaldı,
orada ben
yeniden başladım,
bir cümlenin ortasından,
senin cümlenin.
Bodrum’da Gece Yarısı İskelesi
Tuz kurumuştu tenimizde,
dilimin ucunda deniz,
dilinin ucunda adım.
Gulet usulca sallanıyordu,
halatlar gıcırdıyordu,
bir yıldız düştü,
dilek tutmadık.
Ne dileyecektik ki?
Senin nefesin boynumda,
benim avucum kalbinde,
dalgalar ikimizin yerine
kıyıya bir şey anlatıyordu.
Fener söndü.
Gerisini deniz bilir,
deniz kimseye söylemez.
Ben de söylemem,
yalnızca sabah tenimde kalan tuzu
bir mektup gibi saklarım.
Kapadokya, Taş Oda
Taşın içine oyulmuş bir odada
mum ışığı duvarlara
bin yıllık bir dua gibi yayıldı.
Sen ellerini ısıttın önce,
sonra ellerimi,
sonra adımı söyledin
kimsenin söylemediği gibi:
yavaş, hece hece,
sanki bir kapıyı açıyorsun.
Dışarıda balonlar yükseliyordu şafakta,
içeride biz,
yere hiç değmeden,
havada asılı iki nefes.
Taş sıcaktı sabaha karşı,
taş bile bizi hatırladı.
Sabah, Kızılay
Şehir uyanıyor aşağıda,
simitçinin sesi, ilk otobüs,
bir kapı kapanıyor bir yerde.
Sen hâlâ uyuyorsun,
dudağının kenarında
dün geceden kalma bir gülümseme,
yastığında saçımın kokusu.
Perdenin aralığından bir şerit ışık
omzuna düşüyor,
ben o şeridi parmağımla izliyorum,
uyandırmadan.
Kalkmıyorum.
Kalkarsam bu oda
sıradan bir oda olacak,
bu sabah sıradan bir sabah.
Oysa ben, kırk yaşımda,
ilk kez bir sabahı
bir sevgili gibi bekliyorum:
gelsin, ama yavaş gelsin,
gelsin, ama önce
kapıyı çalsın.
#aşk şiiri#erotik şiir#gece#tutku
Hikayeyi tam sürümde aç (yorumlar, gece modu, sesli dinle) →